Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

OLAYLARIN PERDE ARKASINI GÖRMEK

yazar

Biz insanlar başımıza kötü şeyler geldiği zaman "neden beni buldu?,zaten hep beni bulur böyle şeyler,kara bahtım kör talihim,kötü kaderim" der bulunduğumuz durumdan şikayet ederiz.Halbuki o bize şer gibi görünen kötü olayın perde arkasını bilemeyiz.Başımıza kötü bir kaza gelmesi belki daha sonra yaşayacağımız büyük bir kazayı önlemiş olabilir.Yada çok çalışırız uğraşırız,büyük çaba sarf ederek sınava hazırlanırız sınav günü dişi ağrır,başı ağrır ,sınava giderken kaza yapar,bir soruyu boş bırakayım derken kaydırma yaparak ;doğrularını da yanlış yapar.Olmadık sebeplerden dolayı onca çalışmasının ve gayretinin semeresini alamayabilir.Birey bunun neticesinde isyan etmemeli."Her şerde vardır bir hayır" diyerek kendini rahatlatmalıdır.Belki o sınavı kazanması halinde okulunu okurken başına türlü belalar gelecek,belki yolda giderken kaza yapıp ölecek,kim bilir belki daha kötüsü olacak.Onun için insan düştüğü kötü durum karşısında isyan etmeyip o durumu kabullenmeli ve arkasından neler geleceğini sabırla beklemelidir.
"Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur."
Bu konuyla yakından alakalı olduğunu düşündüğüm bir hikayeyi sizlerle paylaşacağım:

Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden tek bir kişi sağ kurtuldu. Dalgalar bu adamı küçük ıssız bir adaya kadar sürükledi. Adam ilk günler kendisini kurtarması için Allah'a devamlı yalvardı, yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufku gözledi. Ama ne gelen oldu, ne giden... 

Adayı mecburi mekan tutan adam, daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklarından kendine küçük bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula vs. gibi eşyaları bu kulübeye taşıdı. Günler hep aynı geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor, ufku gözlüyor ve kendisini bu ıssız yerden kurtarması için Allah'a dua ediyordu.
Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı. Geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Dumanlar döne döne göğe yükseliyordu. Başına gelebilecek en kötü şeydi bu. Keder ve öfke içinde donakaldı. Ne yapacağını , ne diyeceğini bilemedi. "Allah'ım bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti. O geceyi tarifsiz bir keder içinde geçirdi. O kadar dua ettiği halde Allah'ın bu hadiseyi başına getirmesinden dolayı sitemler etti.
Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı. Evet, evet onu kurtarmaya geliyorlardı! Hem de her şeyden umudunu kestiği bir anda.
"Benim burada olduğumu nasıl anladınız?" diye sordu bitkin adam, kendisini kurtaranlara...
Aldığı cevap onu hem şaşırttı, hem de utandırdı:
"Dumanla verdiğin işareti gördük!"

Evet adamın büyük emek harcayarak,günlerini verip kurduğu kulübesinin yanması ilk bakışta çok kötü bir durum gibi görünüyor.Ama olayın perde arkasına baktığımız zaman bu en acı verici durumun arkasından adamın bu ıssız adadan kurtulmasına bir vesile görülüyor.          

Eminim ki sizin de hayatınızda böyle olaylar olmuştur."Başıma eğer şu kötü olay gelmeseydi şimdi şunu elde edememiştim,buraya kadar yükselememiştim" gibi dediğiniz zamanlar olmuştur...

AFŞİN YİĞİTLERLE DOLU, ELBİSTAN'DAN GEÇER YOLU

yazar
AFŞİN YİĞİTLERLE DOLU, ELBİSTAN'DAN GEÇER YOLU

Yanlış hatırlamıyorsam 1995 yılından sonraki bir dönemdi.  Güreşi bırakıp, antrenörlüğe ilk başladığım yıllardı. Türkiye şampiyonasına iştirak etmiştik. Bir kiloda Afşin’den üç Güreşçimiz vardı. İlk turu üç Güreşçimiz de kayıpsız geçti,ikinci turda aynı kiloda güreşen güreşçilerimizden birisi Bulgar kökenli bir güreşçiye Rakip oldu,  onu Güreş yaptığım dönemden tanıyordum, pek ahım şahım bir güreşçi değildi, ancak çok uyanık bir güreşçi idi. Ne yapar eder rakibinin sinirini bozar, rakibinin sinirinin bozulmasından yararlanırdı. Güreşçilerimize bunu diğer antrenör arkadaşlarla birlikte anlatmaya çalıştık. Ancak ne kadar uyarırsak uyaralım, Bulgar göçmeni Güreşçi bizim Güreşçimizin sinirlerini bozdu ve yendi. İkinci turda diğer Afşin’li Güreşçiye düştü onun da aynı şekilde sinirlerini bozdu ve yenmeyi başardı. Dördüncü turda aynı taktiğe devam etti ama bizim güreşçimiz son dakikaya kadar uymadı ve son dakikaya üç farklı üstünlükle önde girdi. Ancak ne olduysa oldu bizim Güreşçimiz öyle bir yumruk vurdu ki derhal diskalifiye edildi. Ne olduğunu ben dahil hiç kimse anlayamamıştı. Sonradan öğrendik ki öyle bir davranışta bulunulduğu an kimsenin buna tahammül edemeyeceği bir davranıştı.  O da buna dayanamayarak diskalifiye olmayı göze almıştı. Neticede aynı kilodaki tüm Güreşçilerimiz elendi ve o Bulgar göçmeni güreşçi final yaptı ve ikinci oldu. Türkiye şampiyonasında ilk üçe girmenin en önemli yanı milli takım kadrosuna dahil olmak demekti ne yazık ki o kilodaki güreşçilerimiz bu şansı kaybettiler. Tabi bizim güreşçiler bunu o Güreşçinin yanına bırakmadılar. Bir soyunma odasına soktular ve herkesin tahmin edeceği gibi iyi bir dayak attılar.

Yukarıda anlattığım Güreşçilerin her üçü de Afşin’li ve ortaya koydukları davranış ta her Afşin’linin ortaya koyacağı davranış. Ben burada davranışın doğruluğunu ve yanlışlığını anlatmayacağım. Benim bu olaydan çıkardığım; biz Afşin’liler olarak ortak özelliğimiz genel olarak davranışlarımızı tepkisel ve öfkeyle ortaya koyuyoruz. Her hangi birisi, herhangi bir şekilde bir plan ve düşünce doğrultusunda bize karşı bir davranışta bulunuyor, biz hep buna tepki koyuyoruz. Sonuç olarak hep başkalarının insiyatifi doğrultusunda hareket etmiş oluyoruz. Yine buna benzer  örnek olarak, A Termik santralinin inşaatinden önce hiçbir şeyden haberimiz olmuyor ne zamanki “Elbistan Termik santrali” levhasını görüyoruz başlıyoruz feryada uzun mücadelenin sonunda belki başına Afşin ilavesi yapılıyor, ancak onunla uğraştığımız süre içerisinde başka şeyleri kaçırıyoruz. A ve B Termik santralinin yol güzergahı konusunda yedi sekiz yıl önce çevre yolu yapılmış ancak, Çobanbeyli kavşağında durmuş hiç birimiz bu yol neden buraya kadar geldi ve ilerlemedi diye sorgulamıyoruz. Ta ki yola “yol güzergahı Karagöz köyü istikametine alınmıştır” levhası konulunca başlıyoruz feryada. Son günlerdeki ismtimlak olayı da aynı şekilde.  Ben burada birilerini şikayet etmek niyetinde değilim. Genel olarak yukarıda da ifade ettiğim gibi bir olay sonuçlandıktan, iş bittikten sonra olayın farkına varıyoruz ve tepkimizi ortaya koyuyoruz.

Neticede bu yaz Afşin Kaymakamı Sayın Y.Gökhan YOLCU’nun önderliğinde termik santrali yolu,  Çobanbeyli, İnci köy istikametinden yeni yol güzergahı açılacak veya daha uygun bir yol güzergahı hizmete girecek. Aynı şekilde inşallah istimlak meselesi de yöre köylülerinin isteği doğrultusunda sonuçlanacaktır. Ancak biz yine o zamana kadar bir şeylerin yine kaçtığını göreceğiz. Oysa önümüzde C ve D Termik santrallerinin yap işlet devret modeli ile ihalesi yapılacak. Öncelikle Termik santrallerinin tesisinde ve işletmesinde,  çalışabilecek kalifiye eleman yetiştirmek için şimdiden hazırlıklar yapılmalı. Ayrıca C ve D santrallerinin ihtiyaçları neler olacağını tesbit edip onlara yönelik ticari hazırlıklar yapılmalı. En önemlisi tüm santrallerde çalışanlar ve önümüzdeki yıl ögretime başlayacak olan meslek yüksekokuluna gelecek öğrencilerin ihtiyacına yönelik hazırlıklar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer gerekli hazırlığı yapmaz isek, Afşin’in içinde ikamet eden  bir çok insan nasıl Elbistan’dan ihtiyaçlarını karşılıyorsa, onlarda, ne kadar yolu Afşin’in içinden geçirirsek geçirelim, Rahmetli Mahsuni Şerifin dediği gibi,  yolumuz hep Elbistan’dan geçer diye düşünüyorum.

*Fevzi Kayank (yesilafsin.com)

YILDIZLAR GÜREŞ LİGİ VE AFŞİN GÜREŞİ

afsin güreş

Geçtiğimiz hafta sonu 1-2 Aralık 2007 tarihinde, Afşin’de, Afşin TEK ışık spor yıldız Güreş takımızın ev sahipliğinde Yıldızlar 1. Güreş ligi ikinci kademe müsabakası yapıldı.

Bundan önce Çorum Sungurlu’da Yıldızlar 1.lig 1. Kademe müsabakası yapılmış, dört takımın iştirak ettiği gruptan takımımız bir üst tura yani 2. kademeye yükselme hakkını elde etmişti.

Hafta sonu yapılan müsabakalara takımımız ile birlikte Osmaniye Güreş eğitim merkezi, Dörtyol Belediyesi ve Şanlıurfa Güreş ihtisas Kulübü takımları iştirak ettiler. Müsabakalar neticesinde Afşin TEK ışık spor yıldız Güreş takımımız, her iki maçlarda da Dörtyol Belediyesi ve Ş.Urfa Güreş ihtisas kulübünü farklı olarak yendi. Osmaniye Güreş eğitim merkezine de yapılan iki müsabaka da da 6-5 yenilerek grupta ikinci sırayı alarak bir üst tura yani 3. kademe müsabakalarına çıkma hakkını elde etti.

Bu bilgileri verdikten sonra müsabakaların yorumuna gelince. Güreş takımımızın mevcut imkanlar dahilinde başarılı olduğu kanaatindeyim. Müsabakalarda yenildiğimiz Osmaniye Güreş Eğitim merkezi isminden de anlaşılabileceği gibi bir Güreş eğitim Merkezi, yani Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerinden seçilmiş Güreşçilerin yatılı olarak eğitim aldığı bir takım. Güreşçilerden birisinin de Afşin’li olduğunu hatırlatmak isterim.

Diğer taraftan takımımızın geçmişte elde ettiği başarılarla kıyaslandığı zaman hiç de başarılı bir sonuç olmadığı bir gerçektir.

Bu vesile ile ifade etmem gerekir ki, 1980’li yılların başlarında kurulan ve 80 li yılların ilk çeyreği ile başlayan başarılı Güreş takımımızın en büyük özelliği Afşin,Göksun, Elbistan K.Maraş ve ilimiz dışından yetenekli ve bölgemiz insanının kişilik yapısına uygun Güreşçilerin o zamanki adıyla Türkiye elektrik Kurumuna bağlı Türkiye’nin en büyük termik santrali inşaatını üstlenen Foster Willer şirketi bünyesinde başlayan önemli bir potansiyel güçtü. Bu potansiyel güç ilçemiz ,insanının da büyük desteği ile daha da büyüdü gelişti ve Ülkemize ve ilçemize büyük başarılar kazandırdı. Bundan önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi özellikle 1994 ekonomik krizi ile birlikte tüm Türkiye’de bulunan kamu kurumlarına bağlı Güreş takımlarına olan devlet desteği azaldı ve büyük bir bölümü ile birlikte bizim takımımızda 1997 yılında A takım düzeyinde faaliyetlerine son verdi. Benimle birlikte birkaç arkadaşım dışında kalan Güreşçi arkadaşlarımız santral bünyesinde işe gönderildi. O gün den beri de altyapıda faaliyet gösterilmektedir.

Geçmişteki başarı kazanmış Güreş takımız gibi tekrar başarı kazanabilmemiz için bu gün yeniden 1980 li yılların ruhu ile A santralinde , B santralinde, C santralinde, D santralinde veya bünyelerinde faaliyet gösteren geçmişteki Foster Willer şirketi gibi güçlü bir şirket bünyesinde, Afşin,Elbistan,Göksun,K.Maraş ve bölgemiz insanının kimliğine, kişiliğine uygun diğer bölgelerden takviyeli Güreşçilerden oluşan , bir Güreş takımı kurulması gerekir. Sadece Güreş takımı kurulması yetmez o günkü gibi tek yürek ve tek ruhla yani milli mücadele ruhuyla mücadele edilmesi gerektiği kanaatindeyim.

<!-- Blog ödülleri onay kodu: e9de81f325844ef585430a9b35f33138 -->

www.afsin.tk

free hit counters
free hit counters